Göstergebilim dalının ustasına veda

28.04.2016

İtalya'nın kuzeyindeki Piemonte bölgesinde yer alan Alessandria kentinde, 5 Ocak 1932'de dünyaya gelen Eco, döneminin önemli düşünürlerinden biri olarak kabul ediliyor.1954 yılında ortaçağ felsefesi ve edebiyatı üzerine yazdığı tezle Torino Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 1961 yılında akademik kariyerine başlayarak, sırasıyla Torino, Floransa ve Bologna üniversitelerinde bilimsel çalışmalarını sürdürdü. Umberto Eco tavizsiz bir aydınlanmacı olarak, orta çağın akıl dışılığını ve bağnazlığını, sadece çok iyi bilmiyor, ondan nefret ediyordu. Gençliğinde bir Katolik öğrenci hareketinin liderliğini yapmış ancak 20'li yaşlarda Aziz Tommaso d'Aquino hakkında doktora çalışması yaparken Tanrı'ya inancını yitirdiğini söylemişti.

 

İtalyan entelektüel Umberto Eco, 1980’de çıkardığı ilk romanı ‘Gülün Adı’yla büyük beğeni topladı. Roman kısa zamanda birçok dile çevrildi, 10 milyondan fazla sattı. 1986 yılında filmi de yapılan roman aynı yıl Türkçe’ye çevrildi. Yazarın, orta çağ konusunda derin bilgisinin oluşu romanı, hem başarılı kılmış hem de, tarihi bilgilerle kuşanmış bir yapıt olmasını sağladı.

 

Uluslararası boyutta pek çok ödülü ve İtalya, Almanya, Fransa’dan devlet nişanları ve şövalye ünvanları olan Eco, 1950'li yıllarda İtalyan radyo televizyon kanalı RAI'nin kültür programlarında görev aldı. Eco, dünyanın ilk 100 entelektüeli listelerinde, 2005 yılında 2, 2008 yılında 14. sırada yer almıştı. Cenaze törenine katılan Oscar ödüllü İtalyan aktör Roberto Benigni, Eco gibi adamların gökte değil yeryüzünde olması gerektiğini belirtti. İtalyan yazar Umberto Eco  Milano kentinde, Sforza Şatosu’ndaki törenle uğurlandı. Törene devlet erkanı, yerel yetkililer, edebiyat dünyasından isimler ve binlerce kişi katıldı.

Umberto Eco, 2015 yılında yayınlanan ‘’Sıfır Sayı’’ isimli son kitabında İkinci Dünya Savaşı, oradan da Faşist İtalya yönetimi zamanlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Bu bağlamda Eco'nun okurunu çekmek istediği bilmece ise Benito Mussolini üzerinde hayat buluyor. Eco okuru, 1992 İtalyası'ndan Mussolini İtalyası'na doğru sürüklerken, kötü gazeteciliğin insanları sürüklediği çaresiz kaderi gün yüzüne çıkarıyor. Okuması hafif, anlamı güçlü olan romanda basın özgürlüğü vurgulanırken, yazar Milano’yu da kaleme alıyor.

 

Fotoğraf: Andrea Frazzetta

 

‘’Maia bana gururlu bir edayla Milano’nun bir zamanlar gerçekten Amsterdam gibi olduğunu, kanal halkalarının şehir merkezine kadar uzandığını söyledi. O zamanlar güzel olmalıydı, demek ki Stendhal boşuna sevmemişti Milano’yu. Sonra hijyenik nedenlerle kanalların üzerini örtmüşlerdi ve suyu kirli de olsa sadece burada açık kanallar kalmıştı. Oysa eskiden kıyılarda çamaşırhaneler vardı. İç bölgelere girildiğinde, ortak balkonları avluya bakan o eski usul evlerden vardı.  Bu ortak iç balkonlu evler de benim için saf flatus vocis idi; ansiklopedi yazımında çalıştığım dönemde karşıma çıkan resimler sayesinde ve Bertolazzi’nin Piccolo Teatro’da sahnelenen El Nost Milan oyununun mizanseninden söz etmem gerektiğinde haberdar olmuştum onlardan. Ama o zaman bile bu evlerin 19. yüzyılda kaldığını sanırdım. Maria gülmeye başladı: ‘Milano  hala ortak balkonlu evlerle doludur ve onlarda artık yalnızca yoksullar oturmaz. Gelin göstereyim size.’’ Beni iç içe geçmiş bir avluya soktu. ‘’Buranın giriş katı olduğu gibi restore edildi, küçük antikacı dükkanları aslında hava atmak ve fazla para almak için kendini öyle gösteren eskiciler ve şöhret peşinde olan ressam atölyeleri açıldı. Bunların tümü turistlere yönelik işler. Ama yukarısı, şu üst iki kat eskisi gibi duruyor. Üst katların avluya bakan ortak balkonlarının ferforje korkuluklarını, bu balkona açılan kapılarını gördüm ve buraya çamaşır asan oluyor mu diye sordum. Maia güldü: Napoli mi burası? Neredeyse her tarafı onarıldı. Bir zamanlar merdivenler de doğrudan balkonlardan iniyordu, evlere oradan giriliyordu. Dipte bütün ailelerin ortak kullandığı tuvalet vardı. Ve bunlar alaturka tuvaletti, tabii duş ve banyo hiçbir şey yoktu. Şimdi her şey varlıklı insanlara göre düzenlendi; bazı dairelerde acayip pahalı jakuziler bile var. Bir tek benim oturduğum evde yok. Ben duvarlardan su sızan tek göz bir odada oturuyorum; neyse ki minik bir tuvaleti ve duşu var; ama mahalleye bayılıyorum. Elbette yakında bizim oraları da restore ederler ve kirayı yarın ödeyemeyeceğim için çıkıp gitmek zorunda kalırım. Umarım Yarın gazetesi harekete geçer ve ben sabit bir maaşa bağlanırım. Bunca küçük düşürmeye onun için katlanamıyorum işte.’’

 

Tarihe ışık tutan İtalyan, dünyaca ünlü yazar, bilim adamı, eleştirmen, felsefeci, düşünür Umberto Eco’yu okuyalım.

 

Please reload

Son Paylaşımlar

02.06.2019

Please reload

Arşiv
Please reload